aslhnky

Status is not quo ! Futurist Blog
Recent Tweets @aslhnky

O bir microsft , o bir dev …. Ama futbol hele ki ispanyol olur ise akan sular durur. Neden mi ? Çünkü #halamadrid !

Linkteki haberi okuyunca şaşırmadım ama heyecanlandım. Düşünsenize bir amerikan teknoloji devi bir avrupalı ile masaya oturuyor. Üstelik bu avrupalı bir futbol kulübü. Tamam konuştuğumuz takım Madrıd ama olsun. Microsoft sadece Avrupa’ya değil tüm dünyaya oynayabilmek için Santiago Bernabeu stadının isim hakkını almak istiyor.

Mesela günün birinde Fenerbahçe’me de yatırım yapacak bir babayiğit teknoloji devi çıkar mı? Mesela Facebook, ya da Google. Bu arada Google demişken #glass almaya ve Şükrü Saraçoğlu’nda glass ile maç seyretmeye karar verdim.

Hadi hayırlısı !

http://www.geekwire.com/2013/microsoft-thinking-buying-naming-rights-real-madrids-soccer-stadium/

Kıvranıyorum günlerdir… Bloğuma girip bakmak istiyorum ama olmuyor bir türlü…

Ne okursam okuyayım karşıma devamlı “blog yazmak” çevrim-içi pazarlamanın en önemli silahlarındandır vb. çıkıyor. Artık klişeleşti, “content” içerik yarat, değer kat, sadık müşteriler kazan. İyi de sürekli değer katacak, sadık müşteriler kazandıracak , dahası sektöre öncülük edecek kadar değerli içeriği her allahın günü nasıl yaratacak bu gariban pazarlamacılar. Hiç düşünen yok tabii…

İşin özü okumaktan geçiyor. Oku, oku, ve sor ! Kendi kendine sor. Mesela kendine sor; bu son okuduğum bende farkındalık yarattı mı? Yarattıysa ne ala, yaratmadıya başka bir şeyler oku. İnternet var. Bilgi otobanı faydalan. İyi de internette yazan herşey doğru mu? O zaman araştır. Kendini ikna et, yetmedi bir bilen bul ve O’na danış. Blog yazmak zor. Kendi bloğuma bu yüzden yazamıyorum. Çünkü müşteriler için farklı farklı konularda o kadar çok okuyup o kadar çok araştırmam gerekiyor ki sonunda kendi bloğum için enerjim kalmıyor.

Herkes bu kadar zorlanıyor mu? Yoksa ben mi çok titiz ve haddinden fazla araştırmacıyım. Şuursuzca iş yapmaktansa biraz vaktimi boşa harcamışım, kendi özel zamanımdan çalmışım çokta önemli değil. Nasıl olsa home office çalışıyorum. Trafik vs. gibi dertlerim ve vakit kaybım yok. Öyleyse herkesin trafikte boğuşurken kaybettiği vakti bendeniz pekala araştırırken kaybedebilirim.

Önemli olan ne yaptığını bilmek ve önceden programlamak. Takvim önemli, ölçüm önemli, zamanlama önemli. Ölçüm demişken veri, ama kaliteli veriye ulaşmak çok çok önemli. Geriye veriyi okumak kalıyor. Daldan dala olacak ama Türkiye’de kaç kurum elindeki veriyi hakkı ile kullanıyor acaba? Modelleme yapıyorlar mı merak ediyorum. Bir dönem büyük bir mağazalar zinciri bizden böyle bir model istemişti. Kim hangi gün hangi mağazadan ne alıyor. Alışveriş eğilimleri zamanla nasıl değişim gösteriyor. Ve dahası ilerleyen günlerde hangi olasıkla hangi ürünü alma eğiliminde. Keyifli bir çalışmaydı ancak pahalı geldi. Devam ettirmediler.

Bizim için ha hava tahmini, ha hisse senedi tahmini, ha alışveriş tahmini. Hepsi aynıydı. Sonuçta bazı rakkamlardan ibaretti. Model iyi çalıştı. 6 ay boyunca test ettik ve %59-63 başarı oranı vardı. Tahmin modelleri ile çalışanlar bilir bu gayet yüksek bir orandır. Zamanla modeli iyileştirmekte mümkün olacaktı. Laf lafı açıyor bir de video ekledim. Adobe’nin veri bulutu ile ilgili son reklam videosu. Çarpıcı ve bir o kadar da traji-komik. Bana ülkemizdeki güzide pazarlama ekiplerini hatırlattı.Hani sadece analog dilleri konuşabilen, dijital pazarlama, sosyal medya hakkında saatlerce atıp tutabildiği halde bir tane bile dijital dil konuşamayanları.



Keyifli seyirler :)



Quantum işlemciler geleceğin teknolojisi. Daha 5 yıl öncesine kadar bir hayal iken bugün artık hayal olmaktan çıktılar. Dahası ticari olarakta önemli olması bu alanda yapılan çalışmaları ve yatırımları arttırdı. Türkiye bu alanda bir çalışma yapıyor mu merak etmekle beraber; Çin, Kanada, Avustralya, ABD ve Avusturya’daki bazı farklı projeleri heyecanla takip ediyorum. Keşke bizde bu alana bir kısım enerjimizi ayırabilsek. Çünkü Quantum Teknolojileri geleceğin yatırımı, ve bugünden başlayanlar geleceği satın almış olacaklar.

Yeni nesil bilgisayarlar daha hızlı olacaklar ve tabii bugün internet dediğimiz gelecekte henüz ne olacağını bilmediğimiz şey . Artık 1 ler ve 0 lar olmayacak. Programlama dilleri de buna göre değişecek. Tabi telefonlarımızda. Gerçi telefon diye bir şey kalır mı diye de merak etmiyor değilim. Telefon yerine gözlüklerimiz olacak ya da lenslerimiz. Gülmeyin çok uzak değil 10 ila 20 yıl arası. Şimdiden hazırlanın.

Nasa ve Google ; Artificial Intelligence Projesi bunlardan bir tanesi. Takip edin derim çünkü çok ama çok önemli. En az Çin-Avusturya ortak projesi ışınlanma kadar önemli. Büyük verinin kullanımı şimdiye kadar bir sorundu. Herkes yıllardır toplanan bu verinin tam manası ile verimli kullanılamadığından yakınıyordu. Google ın başlattığı bu proje ile büyük verinin kullanımı öğrenen algoritmaları bir anda geleceği hesaplayabilen algoritmalara dönüştürebilir.

Burada Google’ın videosunu paylaştım. Şimdiye kadar bu alanda izlediğim anlaşılması en kolay videolardan bir tanesi. Keyifle izleyin. :D

Işığı bir dakika boyunca 1 kristalin içerisine hapsetmeyi başarmışlar. Bunun anlamı şu ; veriyi ışık boyutunda saklayıp, istediğimiz zaman istediğimiz yere gitmesini sağlayabileceğiz. Hayırlı olsun …

Makalenin devamı ekte. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler ise ; quantum bilgisayarlar için önemli bir adım olan ve 2010 yılında Avustralyalı bilimadamlarının ulaştığı sonuçları içeren videoyu seyredebilirler. Quantum computing ile ilgili halen Avustralya, Kanada, Çin ve Avusturya da önemli araştırmalar yapılıyor. Çin ve Avusturya birlikte ortak bir proje yürütüyorlar. Verinin quantum coherence yani polarizasyon ile (ışınlanma) bir yerden diğer bir yere gönderilmesi ile ilgili. Ancak depolama şimdiye kadar çok düşük süreler dahilinde başarılabilinmişti. 1 dk. gerçekten uzun bir süre…

http://www.extremetech.com/extreme/162289-light-stopped-completely-for-a-minute-inside-a-crystal-the-basis-of-quantum-memory


Birkaç yıl öncesine kadar sosyal medya denildiğinde dudak büküldüğünü çok iyi hatırlıyorum. Facebook mu yapma allahaşkına, twitter mi hadi oradan diyen marketingciler bugünlerde dijital ile birlikte sosyal medyaya dört elle sarılmış vaziyetteler. Küçümsemiyorum, kimse yanlış anlamasın bilakis tebrik ediyorum. Geçte kalmış değiller. Önce davrananlar tabi ki avantajlı ama doğru kullandığınızda geriden geliyor olmanız geçemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.

Ama vizyoner olmak bu işlerin anahtar kelimesidir. Ne kadar gecikirseniz gecikin yatırım yapacak bir gelecek illa ki vardır. Önünüzdekiler sizin gördüğünüzü göremiyorlar ise şanslısınız, yok onlarda farkında ise o zaman başlasın rekabet :)

Avustralya Rugby ligi’nin bu tanıtım videosunu seyrettiğimde yakın zamanda başka hangi markaların bu tarz bir sosyal medya odasına ihtiyaç duyabileceğini düşündüm. Mesela Coca-cola, Nike ya da Diesel belki de çoktan böyle bir sisteme sahiptirler. Keyifle seyredin …

Hiç rulet oynadınız mı? Hayır, hayır rus ruleti değil.. Bayağı bildiğiniz rulet. Bir renge ya da sayıya para yatırırsınız ve çark döner. Durduğunda zarın kaldığı renk ya da sayı kazanır. Aslında tüm kumar oyunlarında kazanan hep kasadır. Oyuncular bir süre kazandıkları varsayımı ile halisünasyon görürken birdenbire aslında hiç bir zaman gerçek kazanan olamayacaklarını farkederler.

Hayatta biraz rulet, biraz poker… Ne zaman, nerede ve nasıl olacağınızı tercihleriniz belirliyor. Seçiyor, tercih ediyor, harekete geçiyor ve günlük kazançlarla, kayıplarla ilerliyorsunuz işte. Günün sonunda kim daha iyi blöf yapar ise o kazançlı çıkıyor, ama kazanan olabiliyor mu , onu tartışırız …

Heineken havalanındaki yolculara ilginç bir süpriz yapmış. Her nereye gidiyorlar ise planlarını değiştirip , değiştiremeyeceklerini sormuş. Kimi planlarından vazgeçmiş, kimi ise maceraya atılmak istememiş. Macera diyorum çünkü planlarınızdan nereye gideceğinizi bilmeden vazgeçmeniz isteniyor. Video da tüm hikaye var. Keyifle izleyin…

Günlerdir vicdanımla mücadele içerisindeyim. Hayırdır ne oldu demeyin sakın. Bir blog sahibi olmak demek sorumluluk sahibi olmak demektir. Ve ben aylardır sorumluluğumu yerine getirmiyorum. Önceleri biraz soluklanayım ile başlayan bu uzun sessizlik sonraları Gezi olayları ve üzüntüleri ile büyüdü. Aslında yazmak istediğim o kadar çok konu birikti ki …
Bir yerden başlayacağım elbet… Ama önce şunu söylemeliyim;

" Buradayım çünkü herkesin özgürlüğüne , değerlerine ve yaşam biçimine saygım var. Doğa ve doğanın biz insanlara sunduğu nimetlerin bir çırpıda sadece para için yok edilmesine karşıyım. Yıktığımızın , burayı özellikle tırnak içerisine alıyorum , ’ mecbursak bozmaya-yıkmaya-yok etmeye’ yerine yenisini, daha güzelini koyabilmeliyiz. "

No, as a humanbeing I’m not yet a finished product. I’m still progressing and I wish it would never end.

Yaratıcı banner ad ler ! Intel sponsors tomorrow